| altın kafes |
İstanbul havası...
Pencereyi açık unutp uyuduğum için mi yoksa sırtımızı terleten tempodan ve annemizin ter bezlerinden mahrumiyetten midir bilemem ama boğazlarım yanıyor birkaç saattir. Yarın yanmasa, yarın aklımı fikrimi üzerinde toplamasa.. Hoştur bize Sen'den gelen...
Bugün pek bi hoş insanlar gördüm. Onlar beni gördü mü bilmiyorum. Öylesine bir görmüşlerdir de 'aşina'dan değildim ya o biraz kederlendiriyor insanı.
İstanbul'dayım. Hiç olmadığım kadar da İstanbul'da değilim. Yarın tekrar bir deneme yapılacak, öğleden önce. Üzerimizdeki gereksiz örtünün, bu hareket kısıtlayıcı, ölü toprağına benzeyen örtünün kalkması için biraz İstanbul havası yeter miymiş göreceğiz. Mesele en çok da içimizdeki şehirlerle ilgili aslında. Gelin görün ki içinde şehirler, hatta alemler taşıyan nesille aramıza girenler girmiş.
Ben içimi serinleten çiçeklerin köşesi tarumar olmasa.. ye's'in sızamadığı kadar sağlam mahfuz bulunan ümitlerim gün yüzüne çıkmasa... yeşille arama soğukluk girmese... anne t-adını unutmasam gam yemeyeceğim...
Bir de bugün öyle bir güzel ile arayı sıfır ettik ki sormayın gitsin...
Boğazlarım boğazda çay içerken yanmasın tamam ama bu kavuşma yetermiş be insana ya hû...
09:53 - 9/5/2006 - yorum yaz
|
Tanım dünya dediğin nedir ki... Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Kategoriler Son Yazılar - İstanbul havası... - Seyreyle güzel... - bişnev - Berceste |